Nerede yalnız ve kendini yalnızlaştırmış bir insan var…
Bilin ki, depresyon kapısındadır.
Nerede depresyon içinde bir insan gördünüz…
Bilin ki o dünyanın en yalnız insanıdır.

Bir göçmen kuşuzdur aslında…

Kim bilir, belki de farkında bile olmadığımız bir kırlangıç…

Havalar buz kestiğinde, her yeri kar kaplamadan, donmadan, aç kalmadan göç etmek vakti gelmiştir sıcak iklimlere…

Uzun bir yolculuktur yaptığımız, durup dinlenmeden bildiğimiz tek şey uçmaktır.

Bir arada uçarız, birbirimizin önünü kesmeden…

Tek isteğimiz hep birlikte sadece varmaktır.

Umuda, sıcaklığa, yeşile, maviye…

Hepimizin isteğidir zorlu yolculuğu başarmak…

Varmak, yuva kurmak, çoğalmak, mutluluk, özgürlük şarkıları söylemek…

Nasıl bir yolculuktur ki, bazıların çıkamadığı, çıkmak istemediği, hatta uçtuğunu bile unuttuğu!

Sanırsın ki, hep bahar olacak, hep rahat edeceksin.

Sanırsın ki, hep eğlenip, hep gülüp, hep şarkı söyleyeceksin.

Bir rahatlık kaplar ruhunu, yerinden kıpırdayamaz olur, uçabildiğini unutuverirsin.

Sert esen rüzgarlar, gelen kışın ne kadar zor olduğunun habercisidir de görmek istemezsin.

Dinmeyen yağmurlar başlamıştır ama sen kanatların ıslanmazsın sanırsın.

Düşen tek tek yapraklar kuru dalların habercisidir de onları görmezlikten gelirsin.

Gün gelir, an olur, uçmaktan başka bir çaren olmadığını fark edersin.

İşte o an…

Masmavi gökyüzü bir zamanlar senin için özgürlükken kapkara olur.

Uçurum görünür de yerde buluverirsin kendini.

Umutsuzluk hücrelerini kapladığında kanadın kalkmaz olur.

Ve de çok geç olur umuda yolculuk etmekten vazgeçenler için…

Zamanında uçmayı, yuva bildiği yeri bırakmayı cesaret edenler sıcak diyarlara vardı bile.

Yeni bir mücadeleyi seçerek, bilinmezliklere, güzelliklere heyecanla yol aldılar.

Gücünü kendinden alan minicik yürekler azimle tekrar yaratmaya, üretmeye başladılar bile.

Bir göçmen ne zaman, nerede, ne kadar kalacağını ve ne zaman gideceğini de bilir.

Bir göçmen kuş olduğunu hatırlayabilir misin?

Ne zamandır buradasın?

Bir bak etrafına, yaşadığın yalancı bahar olmasın?

Sis düşmeden, karanlık çökmeden, bir şafak vakti arkana bakmadan gidebilir misin?

Geç olmadan uçmayı deneyebilir misin?

Kalmayı seçenlerin arasından sıyrılıp, özgürlüğe uçabilir misin?

Unutma, sen bir göçmen kuşsun

Uçma vaktin gelmişse bilirsin.

Haydi bir cesaret…

Uç güzelliklere, yeniliklere, başlangıçlara…

                                                                                    İkbal Kaya